Erdoğan'ın ziyaretini Kuzey Kıbrıs muhalefeti neden boykot ediyor?

TAKİP ET

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 20 Temmuz'da Kuzey Kıbrıs'ta katılacağı Meclis oturumu, muhalefet partileri tarafından boykot edilecek. Muhalefet, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs ilişkilerinin doğru zeminden kaydığı ve Türkiye'nin tepeden bakan bir yaklaşıma sahip olduğu eleştirisini yapıyor. Ekim ayındaki Cumhurbaşkanlığı seçimleri ilişkilerde bir dönüm noktası oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 20 Temmuz'da Kuzey Kıbrıs'ta katılacağı Meclis oturumu, muhalefet partileri tarafından boykot edilecek.

50 sandalyeli Kuzey Kıbrıs Cumhuriyet Meclisi'nde ana muhalefetteki 12 milletvekiline sahip Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) ile 3 vekile sahip Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP), Erdoğan'ın konuşma yapacağı oturuma katılmama kararı aldı.

Eski Kuzey Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat da Kıbrıs Postası'na yaptığı açıklamada, kararı doğru bulduğunu belirtti. Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası da iki partiyi kutlayan bir açıklama yaptı.

Boykot eden partilerin gerekçesi ne?

CTP Parti Meclisi'nin açıklamasında, Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasındaki mevcut ilişki biçiminin "doğru zeminden kaydığı ve sürdürülebilir olmadığı" görüşü dile getirildi.

CTP, oturumda ana muhalefet partisinin herhangi bir söz hakkı olmaması ve farklı görüşlerini ortaya koyma olanaklarının bulunmamasını göz önünde bulundurarak toplantıya katılmama kararı aldıklarını kaydetti.

TDP'nin açıklamasında ise Türkiye ile ilişkilerde "buyuran-biat eden bir anlayışın hakim kılınmak istendiği" belirtildi.

Açıklamada, "Özellikle son yıllarda karşılıklı saygıya dayalı eşitler düzeyinde bir ilişki kurulmadığı" savunuldu. TDP, "Kıbrıs Türk halkının iradesine, özgür ve özgün kimliğine yapılan müdahalelere" tepki gösterdi.

Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTÖS) iki partinin kararını kutlayarak, "CTP ve TDP'nin Kıbrıs Türk toplumunun siyasal iradesine saygı talebini ve bununla ilgili aldıkları protesto kararını destekleriz" dedi.

Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı da sosyal medya hesabındaki açıklamasında, "En doğal hakkımız olan kendi kendimizi yönetme isteğimize, kimliğimize, kültürümüze saygı istedik. (...) Biat etmeyeceğiz, sessiz kalmayacağız. Dünya 5'ten büyükken, Türkiye de 1 kişiden daha büyüktür" dedi.

'Bardağı taşıran, Cumhurbaşkanlığı seçimleri oldu'

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Yenidüzen yazarı Kıbrıslı gazeteci Sami Özuslu, ziyarete günler kala Lefkoşa'da sokakların ve reklam panolarının Erdoğan posterleriyle süslendiğini aktararak, adanın son günlerde tek gündeminin Erdoğan'ın ziyareti olduğunu kaydediyor.

Özuslu, Erdoğan'ın ziyaretine yönelik tepkilerin nedenlerini anlatırken, "Bardağı taşıran, Cumhurbaşkanlığı seçimleri oldu" yorumunu yapıyor.

 

Türkiye'nin desteklediği aday Ersin Tatar'ın kazandığı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşananlara işaret eden Özuslu, "Seçimlerde yapılan aleni baskılar, bizzat Erdoğan'ın seçim arefesinde buraya çıkarma yapması ve yapılan yatırımları Ersin Tatar'ın başarısı gibi göstermesi aleni şekilde gerçekleşti" diyor.

Kıbrıs'ta Türk tarafı hangi adımları atacak, iki devletli çözüm mümkün mü?

Tatar'ın kazanmasıyla birlikte Ankara ve Lefkoşa, Kıbrıs sorununun çözümünde "federasyon" tezinin terk edilmesi, bunun yerine iki devletli çözümün savunulması ve müzakerelerde bunun öne sürülmesini benimsemişti.

CTP ve TDP gibi partiler ise adada uzun yıllardır savunulan ve Birleşmiş Milletler'in (BM) de çözüm için temel aldığı federasyon formülünde ısrarcı olunması gerektiğini savunuyor.

 

Türkiye'ye alınmayan Kuzey Kıbrıslılar

Gazeteci Özuslu, Erdoğan'ın ziyaretine yönelik tepkilerin diğer bir nedeninin ise, Kıbrıs kamuoyunda tanınan iki ismin Türkiye'ye girişlerinin engellenmesi olduğunu vurguluyor.

Eski Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın basın danışmanlığını yapmış olan Ali Bizden, 6 Temmuz'da seyahat ettiği İstanbul Sabiha Gökçen havalimanında, Türkiye'ye "5 yıllık giriş yasağı konduğunu" öğrendi. Gerekçe olarak ise sınır görevlileri tarafından "G82" kodunun kendisine aktarıldığını belirtti. G82 kodu, "ulusal güvenliği tehdit eden faaliyetler" nedeniyle kullanılıyor ve bu kapsama alınan kişiler ülke sınırlarından giremiyor.

Ali Bizden'in ardından araştırmacı yazar Dr. Ahmet Cavit An, 11 Temmuz'da aynı gerekçeyle Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan geri çevrildi.

İki ismin Türkiye'ye sokulmaması ve Türkiye'den bu konuda herhangi bir resmi açıklama yapılmaması, eski cumhurbaşkanları Mehmet Ali Talat ve Mustafa Akıncı'nın da tepkisini çekmişti.

 

'Erdoğan'ın müjdesini edilgen şekilde bekliyoruz'

1974'te Kıbrıs Harekatı'nın başladığı 20 Temmuz günü, her yıl "Barış ve Özgürlük Bayramı" olarak kutlanıyor. Erdoğan'ın bu törenler sırasında ve Meclis konuşmasında vereceği mesajlarla ilgili de spekülasyonlar var.

Erdoğan, İstanbul'da Cuma namazı sonrası yaptığı açıklamada, "Kuzey Kıbrıs'a müjdeyi oradaki parlamentoda vermek istiyorum, güzel bir adımımız var, ön çalışmalarını bitirdik" dedi ancak yapacağı konuşmaya ilişkin ayrıntı vermedi.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Kıbrıslı gazeteci Nazar Erişkin, Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs'a yönelik "tepeden bakan" yaklaşımının uzun zamandır devam ettiğini belirterek, Erdoğan'ın "Kıbrıs'a müjde vereceği" yönündeki açıklamasının da bu yaklaşımın göstergesi olduğunu söylüyor:

"Sürpriz bekliyoruz, Kıbrıs'la ilgili bir şey, ama Türkiye Cumhurbaşkanı açıklayacak. Nereden baksanız anormal. Kıbrıs'ta kimsenin haberi yok ne diyeceğinden. Gayet edilgen bir şekilde sürpriz bekliyoruz. Buranın ne siyasetçisi ne halkı bu süreçte özne değil. Buna da bir tepki var."

"Maraş açılımı yapıldığında, lehine çalışılan Ersin Tatar'ın bile bundan haberi yoktu. Mali protokol hazırlanıyor, hükümetin haberi yok. Protokole konulan maddeler, 'kopyala yapıştır' hazırlanmış, buradaki içtihatlarla alakası olmayan maddeler var. Hiç bu kadar laçka hale gelmemişti."

 

Erişkin, Ankara'nın Kıbrıs'ı bir "beka meselesi" olarak sunmasının ve Erdoğan'ın son açıklamalarının, Türkiye siyasetinde Kıbrıs üzerinden bir ortaklık yaratma girişimi olabileceği görüşünde:

"Çözümü savunan insanlar 'Rumcu' olmakla yaftalanıyor. Sendikalar hedef alınıyor. Yurttaşlarımız Türkiye'ye 'milli güvenlik' gerekçesiyle sokulmuyor. Bu durum, Sayın Erdoğan'ın Türkiye'de muhalefeti de yanında bulacağı bir çatışma siyaseti olabilir. Yeni bir çatışma üzerinden CHP ve İYİ Parti ile yan yana gelmek denenebilir."

https://www.youtube.com/watch?v=xUexsEF5hZU

Erdoğan'ın 'müjdesi' ne olacak?

Kuzey Kıbrıs Başbakan Yardımcısı ve Yeniden Doğuş Partisi (YDP) lideri Arıklı, BRT televizyonunda yaptığı açıklamada, parti olarak "Devlete yeni isim" ve başkanlık sistemi üzerinde çalıştıklarını belirtti. Arıklı, "Kıbrıs Türk Devleti" ismini zikretti ve 20 Temmuz'dan sonra Kıbrıs'ta "bambaşka bir gündemin konuşulacağını" ileri sürdü.

Arıklı, Erdoğan'ın "iki devletli çözüm" formülünü netleştireceğini savunarak, "Bana göre Erdoğan B planının detaylarını ilan edecek" yorumunu yaptı.

Erdoğan'ın açıklayacağı "müjde" ile ilgili Kıbrıs kamuoyunda konuşulan diğer iddialar ise, Doğu Akdeniz'de yeni doğalgaz rezervlerinin açıklanması, adada yeni bir askeri üs kurulması ya da Maraş bölgesinin statüsünün değiştirilmesi üzerine odaklanıyor.

Erdoğan'ın ziyaret sırasında Kıbrıs sorununda taraflar arasında yeni bir çatışma yaratabilecek bir gelişmeyi gündeme getirme olasılığı, başta Kıbrıs Cumhuriyeti ve Yunanistan olmak üzere Batı'da da merak ve kaygıyla bekleniyor.

Erdoğan'ın Kıbrıs ziyareti Batı'yı neden kaygılandırıyor? Cenevre'de başarısızlık, Kıbrıs görüşmelerinin geleceğini nasıl etkiler? Kapalı Maraş'ın bir kısmının açılması ne anlama geliyor? Bundan sonra ne olacak?